• Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
Resimler

Duyurular



Marmara Üniversitesi Halk Eğitim Yüksek lisans başvuruları başladı.

Ayrıntılı bilgi...

 

  •  
  •  
Anasayfa
Bir Yetişkin Olarak Öğretmenlerin Eğitimi Yazdır E-Posta
Cuma, 13 Haziran 2008

Yetişkin eğitimi, en genel tanımı ile örgün eğitim ile hiçbir şekilde tanışmamış ya da örgün eğitimin belirli bir kademesindeyken eğitimine ara vermek ya da tamamen bırakmak durumunda kalmış bireylerin, eğitimlerine ilgi, beceri ve ihtiyaçları doğrultusunda devam etmelerini sağlamak amacıyla hazırlanmış programların ilgili kişilere belirli süre ve mekânda uygulanmasıdır.

Bu tanımdan yola çıkarak günümüz koşullarına bakacak olursak, yetişkin eğitiminin “tamamlayıcı eğitim” konusunda önemini daha iyi kavrayabiliriz. Şöyle ki içinde bulunduğumuz “bilgi çağı”nda her şey son sürat değişmekte beş dakika önce üretilen bir teknolojik ürün aynı dakikalar içinde bir üst modelinin üretilmesiyle “eski model ” konumuna düşmektedir. Aynı şekilde eğitim de benzer akıbete uğramakta örgün eğitimde alınan bilgiler de her geçen gün ya yenileriyle yer değiştirmekte ya da yetersiz kalmaktadır. Bu durumda eğitim, bireyin yaşadığı sürece zorunlu ihtiyaçları arasında yer alarak yaşanan değişimler karşısında yabancılaşmaması, sağlıklı ve süratli bir şekilde uyum sağlayabilmesi için bir yol gösterici olacaktır.

 

Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı gibi eğitim ülkemizde yasalarla zorunlu kılınan 8 yıl ya da bazı şanslı bireylerin ulaşıp tamamlayabildiği üniversite eğitimi ile sınırlı kalmamakta bireyin hayatında “yaşam boyu eğitim” kavramıyla yerini almaktadır. Yaşam boyu eğitimin, örgün eğitimini tamamlayıp bir iş, bir meslek sahibi olabilmiş bireyler için anlamı” hizmet içi eğitim”dir. Bu yazıda hizmet içi eğitime konu olan öğretmenlerimizin durumu değerlendirilmeye çalışılacaktır.

 

Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze okullaşma oranı ve buna paralel olarak okuma yazma oranın da büyük artışlar gözlenmiş(1) ancak okullaşma ve okuma- yazma bilen sayısının katlanarak artmasına rağmen eğitim öğretim faaliyetlerinde bir türlü yüz güldürecek sonuçlara ulaşılamamaktadır (2). Buna çeşitli noktalardan bakılabilir; eğitim programlarının (müfredatın) niteliği, okulların fiziki yapısı, okulların bölgelere göre dağılım oranı, yaşanılan fiziki, kültürel ve ekonomik çevrenin etkileri, okul yönetimleri, eğiticilerin nitelikleri, ölçme değerlendirme kriterleri vb. bu çeşitli etkenler arasında yetişkin eğitimini de içine alan bir alan var ki bu da eğiticilerin nitelikleri ile çok anlamlı bir ilişki içindedir. Şöyle ki Türk Milli Eğitim Sistemimizin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi adına Cumhuriyetten bu yana çeşitli çabalar sarf edilmiş, çeşitli uygulama yöntemleri denenmiş, müfredata yeni programlar eklenmiş, çıkartılmış ancak bir türlü ulusal ve uluslar arası düzeyde kayda değer sonuçlara ulaşılamamıştır.

 

 

1999 yılında KALDER ile yapılan bir anlaşma ile eğitim sistemimizde “kalite” çalışmaları başlatılmış tüm eğitim çalışanlarını ve eğitim programlarını içine alacak bir “sürekli iyileştirme ve sürekli geliştirme” çabası içine girilmiştir. Yine 2004 – 2005 Eğitim Öğretim yılında itibaren Eğitim sisteminde “yapılandırmacı yaklaşım” adı altında yeni bir sayfa açılmıştır. Bu yeni yaklaşımın felsefesi; öğrenciyi merkeze alan, sonuç yerine sürece odaklanmış, ölçme değerlendirme uygulayan, öğrencinin ilgi ve yeteneklerine yönelik konuları içine alan, öğrencilerin önbilgilerini harekete geçirerek yeni bilgileri inşa etmesini sağlayacak yöntem ve tekniklere -aktif öğrenme, çoklu zekâ yöntemi, yaparak yaşayarak öğrenme, drama- yer veren bir anlayış olarak tanımlanmaktadır.

 

Tüm bu değişmeler neticesinde Milli Eğitim Bakanlığınca oluşturulan yeni program uygulamaları ile bireyi, bağımsız karar alabilen, eleştirel düşünebilen, sorgulayabilen, takım çalışmasına yatkın, aynı zamanda bireysel de çalışabilen, bilgiye nasıl ulaşabileceğini öğrenen bir kişiliğe kavuşturmak amaçlanmıştır. Bu amaçla yeni öğretim programı, 2004 – 2005 eğitim öğretim yılı itibariyle ülke genelinde 9 İl (İstanbul, İzmir, Ankara, Van, Kocaeli, Bolu, Diyarbakır, Hatay, Samsun) ve seçilen 120 pilot okulda uygulanmaya başlanmıştır. Kademeli geçiş olarak planlanan bu uygulama 2004 – 2005 için 1- 5. sınıfları, 2005 – 2006 için 6. sınıfları, 2006 – 2007 için 7. sınıfları ve 2007 – 2008 içinde 8. sınıfları içine alacak şekilde yaygınlaştırılmıştır. Bununla birlikte her kademeli geçişten sonra pilot uygulamaların ertesi yılı ülke genelinde yeni program uygulamasına geçilmiştir. Şöyle ki 2004 – 2005 yılında 120 okulun 1–5 sınıfları bunu uygularken 2005 -2006 Eğitim öğretim yılında yurt genelinde 1–5 sınıflarda uygulamaya geçilmiştir. İşte bu noktada şu sorular akıllara gelmektedir? Yeni öğretim programlarının başarıya ulaşmasında kilit konumundaki öğretmenlerimiz bu değişime hazır mı? Değişim için istekli mi? Değişimi yönetebilecek ve olumlu şekilde yönlendirebilecek yeterliliklere sahip mi?

 

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen ve yöneticileri bu değişime ayak uydurmaları hususunda çeşitli zaman ve içerikte hizmet içi eğitimlere tabi tutmuştur. Bakanlığın, öğretmenleri ve yöneticileri program ile ilgili bilgilendirme çalışmaları şu şekilde özetlenebilir.
—Eğitim öğretim yılı başlarken, Eylül 1 – 15 arası müfredat tanıtım ve uygulama seminerlerinin düzenlenmesi,
—Öğretmenlerin sene boyunca okutacakları kazanım ve etkinliklerin Talim Terbiye ve İlköğretim Genel müdürlüğü ana sayfasında yayınlanması,
— İlköğretim genel müdürlüğü, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı, EARGED temsilcileri ve yetkili öğretmenlerin yıl içinde yaptığı bilgilendirme ziyaretleri,
—Her pilot ilde bakanlık oluruyla “müfredat uygulamalarını takip ve değerlendirme komisyonları”nın oluşturulması.
—Yine bakanlık talimatı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü Hizmet içi Eğitim Bölümünün organizasyonuyla il içinde formatör öğretmenler ve müfettişlerce bilgilendirme eğitim ve seminerlerinin düzenlenmesi.
—Ayrıca gerek il dışında gerekse il içinde hizmet içi eğitim kapsamında çeşitli zamanlarda il formatörlerince; Aktif öğrenme ve Çoklu Zekâ Uygulama seminerleri, İl Program Ekibince yapılan müfredat uygulamalarına yönelik okul ziyaretlerinde pilot okullardaki öğretmenlerle yapılan “müfredat uygulamalarını değerlendirme çalışmaları ve Risk altındaki Çocukların teşhis ve Tanısı seminerlerinin gerçekleştirilmesi **
 
 
Tüm bu çalışmaların sonunda gerek program değerlendirme anketlerine verilen yazılı ifadeler gerekse program bitiminde yapılanları sözel değerlendirmeler, eğitime katılan öğretmenlerimizin bazı sıkıntılar yaşadığını ortaya çıkarmaktadır.(3) Zira Bakanlığımızın öğretmen kadrosuna bakıldığında 2000 yılında durdurulmuş olmasına karşın (2000 yılından itibaren sadece eğitim fakültesi çıkışlı öğretmen adayların öğretmenlik başvuruları kabul edilmeye başlanmıştır.) öğretmenlerimizin branşlarında (özellikle sınıf öğretmenlerimiz) farklılıklar göze çarpmaktadır. Örneğin, sınıf öğretmeni olarak görev yapan öğretmenler bazıları hemşirelik, almanca öğretmenliği, fizik, biyoloji, coğrafya, sosyoloji gibi branşlardan mezunlar sınıf öğretmenliğine atanmışlardır. Bazı öğretmenleriki yıllık yüksek okul mezunu iken daha sonra lisans tamamlarken bazı öğretmenlerise alanında veya farklı bir alanda yüksek lisans ve doktora eğitimine sahiptir Öğretmenler zaman zaman yapılan görüşmelerde ve verilen eğitimlerin sonundaki değerlendirme çalışmalarında öğretmenlerce dile getirilen hususlar: (4)
 
- Yapılan eğitimlerin sayıca yetersiz olduğu,
- Eğitimin sene içinde tekrarlanmamasının uygulamada sıkıntılar yarattığı,
- Öğretmenlerin, çoklu zekâ, yapılandırmacı yaklaşım, ölçme değerlendirme teknikleri hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığı,
- Eğitim teknolojilerini kullanmada zaman zaman sıkıntı çekildiği (Powerpoint hazırlama, projeksiyon kullanımı, bilgisayar kullanımı,)
- Müfredatı yetiştirme konusunda sıkıntı yaşandığı,
- Eğitim zamanlarında yeniden okullara dönme zorunluluğunun enerji ve verimin düşmesine neden olduğu ( il içi eğitimlerde bu durum söz konusu)
- Yeni müfredatı uygulama ve felsefesini kavrama konusunda çoğu zaman yalnız kaldıklarını hissettikleri, şeklinde belirtilmektedir.
 
Bu çerçevede, öğretmenlerin,verilen eğitimlerden ve bakanlıktan çeşitli beklentilerini ise şöyle özetleyebilir:
 
—Öncelikle verilen eğitimler süre ve içerik olarak daha yoğunlaştırılmalı,
—Eğitim sürekli olmalı, yıl içinde tekrarlanmalı,
—Program, öğretmene uygulamalarında gerekli olacak rehberliği sunacak şekilde hazırlanmalı,
—Yetkili ve bilgili kişilerce sık sık eğitim ziyaretleri düzenlenmeli,
—Eğitim sonunda kazanılan bilgilerin uygulanacağı ortamlar oluşturulmalı,
—Yaptıkları çalışmaları paylaşabilecekleri ortamlar hazırlanmalı,
—Eğitim yerleri ulaşım ve eğitim açısından uygun yerler olmalı,
—Eğitim için gerekli materyaller sağlanmalı,
—Alanında uzman kişilerce eğitimler verilmeli,

—Akademik çevrelerle işbirliği yapılmalı (4)

 

 
Unutulmamalıdır ki günümüz toplumlarında ekonomik ve toplumsal gelişme “eğitime, eğitimin kalitesi ve gelişimi de öğretmenlere” bağlı hale gelmiştir. Dolayısı ile öğretmenlerin kendilerini yetiştirerek çağın gereklerini yerine getirebilmeleri hususunda öğretmenlere olduğu kadar bağlı bulundukları bakanlığa da önemli görevler düşmektedir. Bakanlık tarafından Öğretmenlere ve tüm eğitim çalışanlarına yönelik, eğitim ortamının içinde uygulama ve pratiğe dayalı olarak hazırlanacak programlar hem öğretmenlerin mesleki gelişimini sağlayabilmesi hem de yapılan değişim ve yeniliklerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi açısından oldukça önemli olacaktır.
 
 
 

Dipnotlar:

 

 
** Yukarıda adı geçen eğitimler; AB Temel Eğitime Destek Programı Çerçevesinde, İlköğretim Genel Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü Hizmet içi Eğitim Bölümü’nün onayı ile gerçekleştirilmiştir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynakça:
 
1. MEB Araştırma, Plânlama ve Koordinasyon Kurulu – www.meb.gov.tr/ 2002 MEB İstatistiği ziyaret tarihi 15.02.2008
 
2. Millî Eğitim Bakanlığı, Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı. “PISA Raporu”. Millî Eğitim Basımevi. 2005. Ankara. http://earged.meb.gov.tr/,OECD Pisa 2003 veri tabanı
 
3.Yeni Program uygulama komisyonu yılsonu değerlendirme raporu 2007 Haziran (basılı olmayan yayın)
 

4. Bakioğlu Ayşen, Öznalbant Ekrem 2007.” İlköğretim Birinci Kademe Öğretim Programlarının Yeniden Yapılandırılması Konusunda Vaka Çalışması” (yayınlanmamış makale)

 

 

Hazırlayan

Reyhan POYRAZ

Sınıf Öğretmeni

Aktif Öğrenme Formatörü

Son Güncelleme ( Cuma, 13 Haziran 2008 )
 

Yorum ekle

Yeni yorum eklemek için üye olmanız gerekir.

< Önceki   Sonraki >

Üye Girişi






Şifremi unuttum !
Siz de bize katılır mısınız ? Kayıt Olun

Anket

Yetişkin öğrenme Teorilerinden Hangisi İlginizi Çekiyor?
 

Online Bilgisi

Ziyaretçi Sayacı

Bugün98
Dün93
Bu Hafta626
Bu Ay941
Toplam                  21725