• Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
Resimler

Duyurular



23. Uluslararası Öz Yönelimli Öğrenme Sempozyumu 4-7 Şubat 2009 da....

  •  
  •  
Anasayfa arrow Bilgi - Belge arrow Araştırma-İnceleme arrow Meslekler ve Çalışma Yaşamı
Meslekler ve Çalışma Yaşamı Yazdır E-Posta
Pazar, 30 Aralık 2007
Makale içeriği
Meslekler ve Çalışma Yaşamı
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9

II. ÇALIŞMA YAŞAMINDA ÇATIŞMA VE ÇATIŞMANIN ÇÖZÜMLENMESİ

Bir örgütte çatışma bireyler ve grupların birlikte çalışmalarından kaynaklanan ve normal faaliyetlerin durmasına veya karışmasına neden olan olaylar olarak tanımlanabilir. Örgütlerde tüm çabalara rağmen çatışmanın önüne geçmek mümkün değildir. Herhangi bir örgütte bazı bireyler arası çatışmalar kaçınılmazdır. Çünkü bireylerin bilgi ve tecrübeleri, ilgi alanları ve yetenekleri birbirinden çok farklıdır.

Buna karşılık, çok ender de olsa bazı örgütlerde bireyler arası çatışmalara rastlanmamaktadır. Bu örgütlerde bireylerin birbirlerine çok benzer nitelikte kişisel özellikleri bakımından tam bir uyuşum içinde oldukları söylenebilir. Şu halde çatışmayı bireysel ve grupsal fakların kaçınılmaz ürünlerinden biri sayabiliriz. Ancak hemen şunu da belirtelim ki çoğu çatışmalar iyi yönetildikleri takdirde yıkıcı olmaktan çok örgütlerde çeşitli davranış biçimleri ve karar alternatifleri ortaya çıkarması açısından esneklik sağlar. Bireylerin zihinsel çabalarını arttırarak yaratıcılığı güçlendirir, modern örgütlerin yaşaması için gerekli uzmanlık alanlarının artıp yayılmasına yardımcı olur. Bu nedenle biz çatışmanın tümüyle ortadan kaldırılmasını yararlı bulmuyoruz. Hatta iyi yönetilip yönlendirilen çatışmaların örgütler açısından öneminin çok büyük olduğunu ifade edebiliriz.

1. ÇATIŞMANIN NEDENLERİ

Başaran bir kaynakta çatışmanın nedenleri su seklide sıralanmaktadır:

*kıt kaynaklar,

*kümeleşme (doğal grupların oluşması gibi),

*ortak karar alma durumunda ortaya çıkan görüş farklılığı,

*yenileşmeye karsı direnme eğilimi,

*kalıplaşmış yöntemler ile yeni yöntemlerin çelişmesi,

*yapısal bozukluklar (yetki, görev ve is akımı karışıklığı gibi),

*yönetim biçimi (çalışanlara ters gelen yönetim)

*çatışma eğilimli kişilikler çatışmaya neden olabilmektedir (Başaran, 1998: 198)

Örgütlerde çatışma nedenlerinin analitik bakımdan inceleyen düşünürler modern örgüt kuramının öncüleri sayılan March ve Simon’dur. Düşünürlere göre, örgütlerde çatışma kaynağı ve nedeni olan hususlar üç ana başlık altında toplanabilir. Bunlar;

1.1 Örgüt içi bağımlılıkların meydana getirdiği çatışmalar,

a.Sınırlı kaynaklara Karşılıklı Bağımlılıklar

Örgütler insan, makina, materyal ve para kaynaklarından meydana gelmişlerdir. Bu kaynaklar belirli mal ve hizmetlerin üretilmesine tahsis edilmişlerdir. Çeşitli görevleri yerine getirmek üzere bir araya gelmiş bulunan ve belirli alanlarda uzmanlaşmış olan departmanlar görevlerini daha etkin yerine getirmek ve hedeflerine eksiksiz biçimde ulaşabilmek için bu kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Kendilerine tahsis edilen kaynaklar aslında oldukça sınırlıdır. Amaç bu sınırlı kaynakların tahsisinden daha büyük bir pay alabilmektir.

b.Faaliyetlerin Zamanlamasında İç Bağımlıklar

Örgütler yürütülen işler bakımından birbiri ile karşılıklı olarak bağımlı olan bölüm ve kısımlardan meydana gelmişlerdir. Örneğin gereken zamanda yeterli kalite ve miktarda ham madde ve malzemenin tedarik bölümünce alınmaması üretim işin aksatmakta ve üretim kalitesi düşürmektedir. Aynı şekilde bu üretim bölümü içinde atölyeler ve işler birbiri ile otomatik olarak bağımlıdırlar. Zamanlama bakımından ortaya çıkan aksaklıklar hem bölümün tüm verimini etkilemekte ve hem de o bölüm içinde ki diğer kısımların verimlilik ve etkinliğini düşürebilmektedir.

c.Örgütsel Görev ve Sorumluluklarda Karışıklıklar

Bir anlaşmazlığın kaynağında bazen iyi belirlenememiş örgütsel yapı, görev ve sorumluluklar yatar. Örgütlerde görevler birbirlerini mantıken izleyen ve tamamlayan bir yapı arz ederler. Bu yapı içinde çoğu kez her yönetici görev sınırlarının neler olduğunu, nerede başlayıp nerede biteceğini bilemez. Çalışma alanları doğal olarak karmaşıktır ve birbirlerinin içine girmişlerdir. Bu durumda yapılması birkaç bölüm tarafından benimsenen ve paylaşılmayan görevler olduğu gibi, hiç bir bölümün veya kısmın sahip çıkmadığı veya yapmayı istemedikleri bazı işler ise ortada kalmakta ve çatışmalar neden olmaktadır.

1.2 Amaçlarda Ortaya Çıkan Farklılıklardan Kaynaklanan Çatışmalar,

a. Sınırlı Kaynaklara Bağlılık

Bireyler burada kendi kişisel istek ve arzularını gerçekleştirmek için örgütsel olanak ve kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Yeterli müşterisi olan ve kaynak olanakları bol firmalarda bu durum bir sorun teşkil etmeyecektir. Ancak kaynakların kuruması ve devamlılık arz etmemesi hallerinde bu kaynaklara bağlılık artmış olacaktır.

b.Rekabetçi Ödüllendirme Sistemleri

Çoğu çatışmaların kökeninde bireylerin gösterdikleri başarıların öncüsünde ödüllendirilmeleri yatmaktadır. Ödüllerin gösterilecek başarıya bağlanması hatta eldeki örgütsel olanakların bu başarılar ölçüsünde dağıtılması kişileri yarışma içine sokmaktadır. Bu yarışma havası duygusal açıdan bireyleri düşmanca bir tutum içine sokmakta, işin içine değerlendirme hataları, çeşitli hilelerin, kıskançlıkların girmesi ve örgüt içinde güç birliği yerine adeta birbirinin gücünü azaltan, kötüleyen kişi ve grupların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

c.Bireysel Amaçlardaki Farklılıklar

Örgütlerde bireysel arzu ve ihtiyaçlar kişiden kişiye farklılıklar göstermektedir. Bunun nedenini bireylerin değişik kültür, yetişme tarzı, duygu ve zevkleri gibi kişilik farklılıklarında aramak gerekir. Her birey farklı amaçlara farklı olduğu için olaylar karşısında davranış ve tutumlarda değişiktir. Bazen bir bireyin amaç ve değerleri diğer bireylerin amaç ve değerlerine ters düşebilir.

d.Örgütsel Amaçların Subjektif Çalıştırılması

Örgütlerde açık ve objektif biçimde belirlenmiş çalışma amaçları gruplar arası çatışmaları azaltacaktır. Ancak bu tür örgütlerde açık ve objektif amaçların belirlendiğini ifade etmek yanlış olacaktır. Hatta bazen örgütün görevlerinin kolayca belirlendiğini ifade etmekte mümkün değildir. Bu durum amaçlar konusunda tam bir görüş birliğinin sağlanmasını engellemektedir. Böylece örgütsel amaçların her bölüm, kısım, yönetici ve birey tarafından ayrı ayrı yorumlandıklarını ve bu nedenle yapılan faaliyetlerde ve uygulamalarda da büyük farklılıkların ortaya çıktığını açıklamak yanlış olmayacaktır.

 

1.3 Algılama Farklılıklarının Ortaya Çıkardığı Çatışmalar

a.Bilgi Edinme ve Göndermede Farklıklar

İş bölümü ve uzmanlaşma mal ve hizmet üretiminde verimliliğin sağlanmasından modern örgütlerin temel özelliğini oluştururlar. Çünkü her örgütsel birim özel bir işleve sahiptir ve sadece kendi faaliyetlerine uygun gelen bazı bilgileri örgüte sağlarlar. Ayrıca her birimin uyguladığı haberleşme, bilgi edinme yol ve yöntemleri farklıdır. Verimliliğin sağlanması için örgütler birimlere ihtiyaçları olan bilgileri uygun bir kanalla göndererek haberleşme sistemleri geliştirirler. Haberleşme ve bilgi gönderme bölümler arasında ki algılama farklılıklarını doğurmaktadır.

b.Bilgi Sağlamada Bağımsızlık

Bölümsel uzmanlaşma ve teknik bilgi karmaşıklığı arttıkça bölümler biçimsel ve biçimsel olmayan kendi bağımsız bilgi kaynaklarını geliştirirler. Örneğin bu amaçla araştırma geliştirme bölümü bilim uzmanları ve mühendisler istihdam eder ve kendini bağımsız bir bilgi sağlama grubu kurarken, pazarlama bölümünün Pazar araştırmacıları tüketici davranışlarını analiz eden uzmanların bağımsız bilgi edinme gücünden yararlanır.

c. Zaman Ufkunda Farklılıklar

Örgütlerde görevlerin yapısı veya niteliği farklı örgüt birimleri, kısımları ve bölümlerinin zaman ufkunda değişikliklere yol açar.Bazı görevlerin planlanması iki üç yıl kadar geniş bir zaman ufkunu kapsar.Örneğin bir imalat firmasında tepe yönetimi için zaman ön görüsü beş yılı, aynı firmanın araştırma ve geliştirme kısmı için on yılı, pazarlama bölümü için bir yada, iki yılı, üretim bölümü için altı veya sekiz ayı, usta başı için bir veya iki haftayı, işçi için ise bir veya bir kaç günü kapsamaktadır.Şu halde, zaman ufku yatay olarak aynı hiyerarşik düzeylerde faaliyette bulunan bölüm ve kısımlar için farklı olduğu kadar, değişik hiyerarşik düzeylerde bulunan birimler ve kişiler bakımından da farklılıklar göstere bilmektedir.

d.Bölüm Amaçlarında Farklılıklar

Algılamalarda ki farklılıkları doğrudan dördüncü husus, hiç kuşkusuz her örgüt bölümünün farklı örgütsel amaçlara sahip olmasıdır. Örneğin üretim, satış, araştırma ve geliştirme, personel ve diğer bölümlerin amaçları birbirinden farklıdırlar ve bazen bu farklı amaçların birbirleri ile uyuşum içinde bulunmadıkları ve ters düştüklerini ifade etmek yanlış olamayacaktır. Her örgütsel birim kendi hedef amaçlarını maksimize edip başarılarını arttırmaya çalışırken birbirlerine zıt düşmekte ve anlaşmazlıklara neden olmaktadır.

e.Yöneticilik Görüş ve Uygulamalarında ki Farklılıklar

Her yönetici karar verme, planlama bunları uygulama bakımından, astlarını harekete geçirme, onları güdüleme ve kontrol etme yönünden diğer yöneticilerden farklı yol ve yöntemlere sahiptirler. Bunlar, bazen örgütün genel personel politikasına ve planlarına ters düşebilir.

f.Yeniliklerin Gerektirdiği Yeni Bilgi ve Görüşlerden Doğan Anlaşmazlıklar

Örgütlerin devamlı yeniliklere ve değişimlere açık olmasından doğan ve bu yenilik ve değişmelerin gerektirdiği bilgi, tecrübe ve esnekliği bazı eski yöneticilerin algılayamadıklarından ve bunlarla ilgili uygulamaları biran önce yürürlüğe koyamadığından dolayı ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve çatışmalardır.


Son Güncelleme ( Cuma, 11 Ocak 2008 )
 
< Önceki

Üye Girişi






Şifremi unuttum !
Siz de bize katılır mısınız ? Kayıt Olun

Anket

Yetişkin öğrenme Teorilerinden Hangisi İlginizi Çekiyor?
 

Online Bilgisi

Şu anda 1 ziyaretçi çevrimiçi

Ziyaretçi Sayacı

Bugün50
Dün122
Bu Hafta891
Bu Ay2682
Toplam                  26980